Giriş veya Kayıt Ol

Sitemizdeki Üyelik Problemi Giderilmiştir...

 

  Ziyaretçi: 107 Üye: 7 Toplam: 114   ToplamUye: 4522   Son Üye  ahmetkide

Bingöll ili haber ve internet sitesi-Bingol Ab-i Hayat Gazetesi :: Cevap gönder
 SSS  •  Arama  •  Üye Listesi  •  Kullanıcı Grupları   •  Kayıt  •     •  Profil  •  Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın  •  Giriş

Bingöll ili haber ve internet sitesi-Bingol Ab-i Hayat Gazetesi Forum Ana Sayfa » Namaz

 Cevap gönder
Kullanıcı Adı
Konu
Mesaj Gövdesi

İfadeler
Very Happy Smile Sad Surprised
Shocked Confused Cool Laughing
Mad Razz Embarassed Crying or Very sad
Evil or Very Mad Twisted Evil Rolling Eyes Wink
Exclamation Question Idea Arrow
Daha çok ifade görüntüle

     

 

 justifyrightcenterleft   bolditalicunder line   fadegradient   Right to LeftLeft to Right   Marque to downMarque to upMarque to leftMarque to right

 

 CodeQuote   URLEmailWep Page   ImageFlashVideoStreamReal Media   H-Line   Remove BBcode

Seçenekler
HTML Açık
BBCode Kapalı
İfadeler Açık
Bu mesajda HTML kullanma
Bu mesajda İfadeleri kullanma
  

Geçiş Yap:  

 Orjinal Mesaj
Yazar Mesaj
cemsid
MesajTarih: Prş Ksm 13, 2008 10:37 pm    Mesaj konusu:
KENDİN YAZIP KENDİN OYNAMIŞSIN..........................
sagyan-karer
MesajTarih: Prş Ksm 13, 2008 10:20 pm    Mesaj konusu:
Özün esasi kendi Kürt gercekligine göre davranmasi gerekiyor,elbette ki inanlarin dinsel gercekleride emekcilere göstermesi gerekiyor.Bu konuda ilk kürt devletinde belgeler var,benim kast ettigim suan ki tüm bölgede islam termolojisiyle Kürtleri inanlar ve inanmayanlar olarak ayirstirma hareketidir.Türk islam ideolojisiyle Kürt halkimizi Türklestirme
hareketidir bu.

Yoksa inanclar noktasinda her kes vicdan ve din özgürlügünü esas alanbiriymdir.bu yazimlarimda da var.

Spass.

berdan ildan
hawel
MesajTarih: Prş Ksm 13, 2008 9:58 pm    Mesaj konusu:
sayın sagyan YAZDIĞIN KONULARDA HAKLISIN AMA KİŞİNİN BENİMSEDİĞİ BİR DİNİ İNANIŞINI YAZMASI BUNU YANSITMASI. NEDEN KİLİŞE OLARAK AKPNİN TÜRK İSLAMSENTEZİ OLARAK ALGILIYORSUN ANLAMADIM
sagyan-karer
MesajTarih: Prş Ksm 13, 2008 9:50 pm    Mesaj konusu:
Taha arkadas AKP Türk Islam sentezini kullanarak halkimizi zirhirliyor,bu konuda eyatler neder
acaba bir de bunu yazarmisiniz.Orman yanginlari,tutuklamalar,öldürmeler,köy ve sehirler de
devlet terörü vb.liste uzatilabilir.

Ondört yasinda ki bi bacimiza taciz ve tecavüz eden bir malukat icin de bir ayet var mi ?Bence
islam yasam tarzini ezilen yoksullari bertaraf etmek icin sömürgecilerin elinde bir arac ne dersin ?

Berdan ildan
taha1710
MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 4:37 am    Mesaj konusu:
newroz ateşi teşekkürler.
Çağımızın insanının yakasına yapışan bu manevi hastalığa yani boşanma konusuna önem verdiğiniz için teşekkürler.
Konuyu ilk yazdığımda hiç kimse paylaşımlarıyla destekleyememişti.
DaRK
MesajTarih: Cum Mar 30, 2007 6:05 am    Mesaj konusu:
paylaşım için teşekkür...
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:58 pm    Mesaj konusu:
Bu konu hakkında [url=http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?keyword=bo%FEanma&find_button=Bul&s=search&konubaslik=1&qna_search=1]Sorularlaİslamiyet[/url] Ekibi olarak bu konu hakkında yaptığımız çalışmaları görmek için [url=http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?keyword=bo%FEanma&find_button=Bul&s=search&konubaslik=1&qna_search=1]TIKLAYINIZ[/url]
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:54 pm    Mesaj konusu:
[b]Soru: "Beynunet-i kübrada kadın başka bir erkekle gerçek bir evlilik tecrübesi yaşamadan ilk kocasıyla yeniden evlenemez" deniliyor. bunun sebebi nedir? [/b]

[b]Cevabımız[/b]
Değerli Kardeşimiz;

Bâin talâkın üç şekilde meydana geldiğinde İslâm hukukçuları ittifak etmişlerdir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l Müctehid, II, 61):

1- Nikâhtan sonra fakat cinsi münasebette bulunmadan ve sahih halvet olmadan yapılan boşama.

2- Üç talak ile yapılan boşama,

3- Kadının isteği ile bir bedel karşılığında anlaşarak yapılan boşama,

Hanefiler, kinayeli veya mübalâğa ve şiddet ifade eden sözlerle yapılan boşamayı da bâin talak sayarak, maddeyi dörde çıkarmışlardır (Hayreddin Karaman, M. İslâm Hukuku, I, 303)

Bâin talak, beynûnet-i suğrâ (küçük ayrılık) ve beynûnet-i kübrâ (büyük ayrılık) olmak üzere iki kısma ayrılır. Buna hürmet-i hafife ve hürmeti galiza da denir. Bir veya iki talak ile meydana gelen bâin talaka beynûnet-i suğrâ; üç talak ile meydana gelen bâin talaka da beynûnet-i kübrâ adı verilir.

Eşini ric'î (dönülebilen) talak ile boşamış olan bir kimse, iddet müddeti (üç ay) içerisinde kararından vazgeçip evine dönmezse, bu boşama bâin talaka dönüşür ki, tekrar evlenmek isteseler, mehir ve nikâh gerekir.

Beynûnet-i suğrâ ile boşanan eşler, derhal boşanmış olduklarından birbirine mirasçı olamazlar. Koca, karının hakkı olan mehirini henüz vermemiş ise hemen ödemesi gerekir.

Bâin (bir veya iki) talakla karısını boşamış olan kimse, karısı başka biriyle evlenmeden, yeni bir mehir ve yeni bir akidle onunla tekrar evlenebilir. Beynûnet-i kübrâ (üç talak) ile boşayan kimse ise, kadın başka biriyle evlenmeden, onunla tekrar evlenme hakkına sahip değildir (Seyyid Sâbık, Fıkhü's-Sünne, II, 277). Bu konuda Kur'an-ı Kerîm'de: "Boşama iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmak vardır... Bundan sonra kadını tekrar boşarsa, kadın başka biriyle evlenmedikçe kendisine helâl olmaz" (el-Bakara, 2/229-230), buyurulmaktadır.

İki veya üç defa yapılan boşamaların aynı anda veya ayrı ayrı zamanlarda yapılması önemlidir. Normal olarak boşamaların ayrı ayrı zamanlarda yapılması gerekir. Başka bir deyimle bir iddet müddetinde yani üç ayda bir defa boşama yapılır. Üç ay geçtikten sonra ikinci defa boşar. Bir üç ay geçtikten sonra tekrar üçüncü defa da boşarsa, beynûnet-i kübrâ meydana gelmiş olur. İslâm hukukçuları bu konuda görüş birliğine varmışlardır. Fakat, bir anda iki veya üç talak ile boşama yapılırsa, iki ve üç talak meydana gelir mi yoksa bu, bir talak mı sayılır hususunda görüş ayrılıkları vardır. Bazıları yukarıda geçen ayetin zâhirini delil göstererek, bir anda iki defa boşarsa iki, üç defa boşarsa üç sayılır derken; diğerleri de bir anda iki veya üç defa yapılan boşamalar bir talak hükmündedir demişlerdir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hz. Ebû Bekir devrinde ve Hz. Ömer'in ikinci yılına kadar, aynı anda yapılmış olan iki üç veya daha fazla boşamalar, bir talak kabul edilmiştir (İbn Rüşd, a.g.e., II, 61). Dinde kolaylık esas olduğuna göre, toplumun temelini oluşturan aile yuvasının dağılmasını önlemek için, aynı anda yapılan iki, üç veya daha fazla boşamaların bir talak sayılmasında fayda vardır. Bununla kadının mağduriyeti önleneceği gibi pişmanlık kapısı da kapatılmamış olur.

Artık üç boşamadan sonra o kadın, o erkeğe hiç bir şekilde helâl olmaz. Bu haramlık, o kadın kendini diğer bir kocaya tam anlamı ile nikâh edinceye kadar, kadar devam eder.

Bu Allah'ın bir emridir. Bunun hikmetine gelince:

Öyle aralarında üç boşama meydana gelmiş olan erkekle kadının samimi bir aile kurmaları normal olarak ihtimal dahilinde değildir. Aralarında bir parça cazibe bulunsaydı, herhalde bir veya iki boşama ile yetinilir ve o zaman durumun düzelmesine kadar beklenebilirdi. Karı-kocalık ilişkisi ve ruhsal durumların, çok ince ve derin bir şey olması bakımından hakkıyla değerlendirilemeyip bazı arızalar yüzünden öfkelenme ve köpürme ile kesilmesine yönelindiği halde, çok geçmeden ruhun derinliklerinden pişmanlık kaynayabileceği gözönüne alındığından dolayı, Cenab-ı Allah üçe kadar boşamaya müsade etmiş ve bunların da kadının temiz bulunduğu "tuhur" zamanlarında yapılması sünnet kılınmıştır.

Dolayısıyla birinci ve ikinci boşama birer deneme dersidir. Bu denemeler yapıldıktan sonra üçüncü kez boşamaya gerek gören ve Hakk'ın bahşettiği bu tecrübe dersinden yararlanmayı hiç de takdir etmeyen bir erkekle o kadın arasında ciddi bir aile hayatı olacağına ihtimal verilemez. Fakat o kadının elden çıkıp başkasının yatağına girmesi gibi acı bir ayrılıktan sonra bile, ruhlarının derinliklerinde önce hissedemedikleri bir evlenme ilgisi bulunduğunu takdir ederlerse, o zaman bunun ciddiyetine inanılabilir.

Bu durumda, bu nikâhtan sonra bu ikinci koca şayet o kadını boşarsa, bu kadın ile önceki kocanın birbirlerine tekrar dönüp her ikisinin hoşnutluğu ile nikâh olunmalarında bir sakınca yoktur. Allah'ın şer'î sınırlarında duracaklarını zannederler, öyle bir ayrılıktan sonra, böyle birbirlerine bir ilgi duyarlarsa bunu yapabilirler.

Ancak üç talakla boşanmış kadının eski kocasıyla yeniden evlenebilmesi için başka bir erkekle evlenmesi anlaşma ile olmamalıdır. Toplumda hülle diye bilinen bir anlaşmalı evlilik asla doğru değildir.

Hülle denilen usulün İslâm dininde yeri yoktur. Bu usûlü tatbik eden de ettiren de melundur. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Allah helâl kılıcı -geçici koca- ve kendisi için hülle yapılan -eski koca- kimselere lanet etmiştir" (1). Peygamber (sav) ile sahabe arasında şöyle bir muhavere cereyan etti:

Peygamber (sav): - Emanet tekeyi size haber vereyim mi?

Sahabeler: -Evet.

Peygamber: -Helâl kılıcı kimsedir. Allah hem helâl kılıcı, hem kendisi için helâl kılınan kimselere lanet etmiştir (2).

İbn Mesud'dan da şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) helâl kılıcı ve kendisi için helâl kılınan kimselere lanet etmiştir. İslâm dini hülle meselesini lanetlediği halde bazı din düşmanları İslâm'ı lekelemek için ona mal etmek isterler. Yüce dinimize göre bir kimse zevcesini üç talâk ile boşarsa tekrar onunla evlenemez. Ancak boşanan kadın normal olarak başka bir kimse ile evlenir, ikinci kocası da ya vefat eder veya anlaşmazlık neticesinde birbirinden normal usule göre ayrılırlarsa eski kocasıyla anlaşma sağladıklarıtakdirde birbiriyle yeniden evlenebilirler. Fakat Allah'ın ve Resûlüllah'ın lanetlediği hülle usulünde olduğu gibi pazarlık yoluyla bu işi yapmak caiz değildir. Kurân-ı Kerîm şöyle buyuruyor: "(Üç talâk ile) boşamış ise başka bir koca ile evlenmeden kendisi için helâl olmaz" (3).

1 Müsned Ahmed bin Hanbel
2 İbn Mâce
3 El – Bakara, 230

Selam ve dua ile...

Editör
www.sorularlaislamiyet.com
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:52 pm    Mesaj konusu:
[b]Soru:sadece dini nikahı olan bir adam karısını boşadığı zaman tekrar onunla evlenebilmesi için kadının önce başkasıyla evlenip boşanması gerekiyor. ama resmi nikahı olan birisi boşandığı zaman tekrar bir süre sonra bir araya gelip evleniyorlar. bu durumda bu evlilik geçerli oluyormu, yoksa bu zinamı oluyor?m kısaca bir adam boşadığı karısıyla bir süre sonra karısı kimseyle evlenip boşanmadan bir araya gelip evlenebilirmi? [/b]


[b]Cevabımız[/b]

Değerli Kardeşimiz;

Resmi nikah ve boşanma geçerlidir. Ancak resmi nikahın geçerli olması için dinin nikahla koyduğu şartlara uygun olması gerekir.

Bir insan karısını bir veya iki talakla boşadığı takdirde tekrar evlenebilir. Üç talak vuku bulduğu zaman artık dinen kadınla erkeğin bir araya gelmesi mümkün değildir.

Mahkemeye baş vurmadan önce veya sonra üç defa hanımını boşayan kimsenin dinen hanımıyla bir araya gelmesi mümkün değildir. Hukuken mümkün olması bağlayıcı değildir.

Mahkemeden önce veya sonra hanımını boşamamış ise boşanmak için mahkemeye müracaat ettiği zaman boşanma yetkisini hakime verdiği için yani onu vekil olarak tayin ettiği için, hakim onu boşadığında bir talâk gider.

Ama daha iki talâk hakkı vardır. Buna göre hanımıyla bir araya gelmelerinde kanunen bir sakınca olmadığı gibi dinen de bir sakınca yoktur. Yalnız mahkemece vaki olan boşama şeklini -yani talâk bain mi, rîc'i mi- bilmediğimiz için biraraya gelmek azmedildiği takdirde tecdidi nikâh yapmak lazımdır.

İslam dinine göre bir erkek hanımını üç talak ile boşarsa bu insanın tekrar hanımıyla beraber olması belirli şartlara bağlıdır. Bu şart ise, kadının başka birisi ile evlenip normal bir şekilde boşanmaları veya kocanın ölmesi sonucu eski kocasına varabilir.

İslamın her hükmünde sonsuz hikmetler olduğu gibi, bu hükmün hikmeti de sonsuz denecek kadar çoktur. Bir hikmeti şu olmak gerektir ki, insanlar boşamaya ve üç talak ile hanımlarını dışarıda bırakmaya kolay kolay yeltenip, karar vermesinler diye bu kanun konulmuştur. Yani bir arkek hanımına normal bir şeyden dolayı kızıp hemen “seni boşadım” demesin diye bu hüküm konmuş olabilir. Adam anlayacak ki, bu hanımı boşadım mı, o zaman sonucuna katlanmam gerekir.

Ayrıca bu durumda hulle dediğimiz, boşanmış bir hanımı anlaşma ile alıp, tekrar boşama da caiz değildir. Peygamberimiz bu gibi insanları lanetlemiştir.

Bir kimse karısını üç talâk ile boşadıktan sonra pişman olup tekrar onu almak ister, fakat üç talâk ile boşadığı için başka bir kocaya varmadan onunla evlenmek caiz olmadığından hülle -kısa bir zamanda boşamak şartıyla bir diğeriyle evlenme- usulüne baş vurur, böyle bir şeyin İslâm'da yeri var mıdır?

Hülle denilen usulün İslâm dininde yeri yoktur. Bu usûlü tatbik eden de ettiren de melundur. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Allah helâl kılıcı -muvakkat koca- ve kendisi için hülle yapılan -eski koca- kimselere lanet etmiştir" (1).

Peygamber (sav) ile sahabe arasında şöyle bir muhavere cereyan etti:
Peygamber (sav): - Emanet tekeyi size haber vereyim mi?
Sahabeler: -Evet.
Peygamber: -Helâl kılıcı kimsedir. Allah hem helâl kılıcı, hem kendisi için helâl kılınan kimselere lanet etmiştir (2).

İbn Mesud'dan da şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) helâl kılıcı ve kendisi için helâl kılınan kimselere lanet etmiştir. İslâm dini hülle meselesini lanetlediği halde bazı din düşmanları İslâm'ı lekelemek için ona mal etmek isterler. Yüce dinimize göre bir kimse zevcesini üç talâk ile boşarsa tekrar onunla evlenemez. Ancak boşanan kadın normal olarak başka bir kimse ile evlenir, ikinci kocası da ya vefat eder veya anlaşmazlık neticesinde birbirinden normal usule göre ayrılırlarsa eski kocasıyla anlaşma sağladıkları takdirde birbiriyle yeniden evlenebilirler. Fakat Allah'ın ve Resûlüllah'ın lanetlediği hülle usulünde olduğu gibi pazarlık yoluyla bu işi yapmak caiz değildir. Kurân-ı Kerîm şöyle buyuruyor: "(Üç talâk ile) boşamış ise başka bir koca ile evlenmeden kendisi için helâl olmaz" (3).

1 Müsned Ahmed bin Hanbel
2 İbn Mâce
3 El – Bakara, 230

Halil Gönenç, - Günümüz Meselelerine Fetvalar – s: 132

Cevap için tıklayınız

Selam ve dua ile...

Editör
www.sorularlaislamiyet.com
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:49 pm    Mesaj konusu:
[b]Soru:Resmî bir takım menfaatler için formalite icabı resmî boşanmanın dinî nikahı zedelemesi söz konusu mudur?[/b]

[b]
Cevabımız[/b]

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle böyle bir boşanmayı talep etmiyoruz. Çünkü şaka ile dahi olsa boşanma geçerlidir. Bu bakımdan resmi olarak boşanan eşler dinen de boşanmış olur. Ancak bir talak gider. İki talak daha olduğu için tekrar eşi ile evlenebilir.

İslâm dinine göre koca, daha temkinli, ileriyi gören ve hissine daha az kapılan olduğundan boşanma yetkisi ona verilmiştir. Kurân-ı Kerîm açıkça bunu ifade etmektedir. Mahkemeye baş vurmadan önce veya sonra üç defa hanımını boşayan kimsenin dinenhanımıyla bir araya gelmesi mümkün değildir. Mahkemeden önce
veya sonra hanımını boşamamış ise boşanmak için mahkemeye müracaat ettiği zaman boşanma yetkisini hakime verdiği için yani onu vekil olarak tayin ettiği için, hakim onu boşadığında bir talâk gider.

Ama daha iki talâk hakkı vardır. Buna göre hanımıyla bir araya gelmelerinde kanunen bir sakınca olmadığı gibi dinen de bir sakınca yoktur. Yalnız mahkemece vaki olan boşama şeklini -yani talâk bain mi, rîc'i mi- bilmediğimiz için biraraya gelmek azmedildiği takdirde tecdidi nikâh yapmak lazımdır.

Selam ve dua ile...

Editör
www.sorularlaislamiyet.com
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:48 pm    Mesaj konusu:
[b]Soru:Eşimim bir kaç kez yapmış olduğu davranıştan dolayı’’Bir daha bu davranışı tekrarlarsan Allah’ın ve vefat etmiş olan anamın,babamın üzerine yemin olsun bu evlilik biter diye yemin etmiştim’’Fakat bu davranış tekrarladı. 1.Yeminimden dolayı dini nikahımız bozulmuş mudur? 2.Yemini bozma durumum olabilir mi? 3.Bu yemin üzerine eşimi boşamam gerekir mi? 4.Eşimle devam kararı aldığımda,bu yemin üzerine ne yapmam gerek? [/b]

[b]Cevabımız[/b]

Değerli Kardeşimiz;

Bu sözü sarfederken niyetiniz önemlidir. Bu sözle boşamayı kastedmemişseniz talak gerçekleşmiş sayılmaz. Ama bunu yaparsan (Bu davranışın sonunda) yemin olsun seni boşarım demişseniz yemini yerine getirmeniz gerekmez.Tevbe edip yemin keffareti verirsiniz. Yeminden dolayı nikah bozulmaz, boşanmak Allah katında hoş bir şey değildir. En yakın müftülüğe giderek durumunuzu açıklayıp onların vereceği karara göre hareket etmenizi tavsiye ederiz.

konu hakkında bilgi almak için tıklayınız

Selam ve dua ile...

Editör
www.sorularlaislamiyet.com
NewrozAtesi
MesajTarih: Çrş Mar 28, 2007 6:46 pm    Mesaj konusu:
[b]Soru: [/b][b]Zina yapan bir eşe İslam'ın öngürdüğü müdahele şekli nasıl olmalıdır? Ülkemizde zina yapana recm uygulanmadığına göre nasıl bir metot izlenebilir? [/b]
[b]
Cevabımız[/b]

Değerli Kardeşimiz;

Kur an'ı Kerim de, hangi nedenlerden boşanmanın zaruret haline geldiği açık bir şekilde belirtilmiştir.

1- Açık Edepsizlik (Zina)

Zina, İslam'da büyük bir suç, şirkle eş anlama gelecek kadar büyük bir günahtır. Zina, aile düzenini yerle bir eden; evlilik bağını hemen ortadan kaldıran, İslam hukuku açısından kadın ve erkeği ayrı konuma getiren korkunç bir fiildir.

Böyle bir fiilin müslüman bir evde işlenmesi hiçbir zaman düşünülemez. Bu fiili müslümanın evine reva gören bir kadın ya da erkek, o eve layık olamaz ve derhal, hem de hiçbir hak iddia etmeden; mü'min olân eşinden boşanarak orayı terk etmelidir.

Zina fiilini işleyen kadın ise bu kişi, aynı zamanda mehirden mahrum kalır ve mü'minlere nikahı haram olur."Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp götürmek için onları, sıkıştırmayın. Şayet apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Onlarla iyi geçinin..." (4 NiSA, 19)

"Ey peygamber; kadınları boşadığınız zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabb'iniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa (fuhuş) başka..."(65 TALAK,1)

Zina fiili, bütün fıkhi anlaşmaları iptal eder. Zina eden kişi, müşrikierle aynı kategoriye girdiğinden ancak, zina eden veya müşrik olan biriyle evlenir. Müşrikler, kafir olduklarına göre, kafirlerle müminlerin nikahı haramdır. İşte bu konudaki ayetler.

"Zina eden erkek, zina eden veya müşrik kadından başkasıyla evlenmez; zina eden kadın da zina eden veya müşrik erkekten başkasıyla evlenmez. Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kılınmıştır." (24 NUR, 3)

"...Kafir kadınların ismetlerini tutmayın, harcadığınız mehri isteyin..." (60 MÜMTEHİNE, 10)

"Allah'a eş koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar evlenmeyin..." (2 BAKARA, 221)

"...Bu size Allah'ın hükmüdür. Aranızda böyle hükmediyor..." (60 MÜMTEHİNE, 10)

"... Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur..:' (65 TALAK, 1)

2- Huzursuzluk Çıkarma, Fikri Anlaşmazlık

İslami bir toplumun, huzurlu bir ortam oluşturması için, toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin huzurlu olması gerekir. Ailedeki huzuru ise, birbiriyle çok iyi anlaşan eşler sağlar. Ailedeki temel direkler, dengeli değilse aile yuvası her an yıkılmaya mahkumdur.

Ailedeki huzuru ve sürekliliği sağlamak için, dengesiz olan direğin tamir edilerek düzeltilmesi, düzelmesi mümkün değilse değiştirilerek yenilenmesi, hem aile hem de İslam toplumu adına yararlı olacaktır.

Ailenin temel direklerinden biri olan kadın, kocasına karşı gelip evde huzursuzluk çıkarıyorsa, yani bir evde kadın, kocasının taşıdığı fikre destek vermiyor, köstekliyor, sözlü veya fiili olarak karşı çıkıp davasından döndürmeğe ya da alıkoymağa çalışıyorsa bu kadını boşamak, zaruri hale gelmiş demektir.

Eğer erkek, bu kadını boşamazsa bu durumda iki şık ortaya çıkar.

Birinci şık, erkek karısına aldırış etmez, yoluna devam eder. Ancak, bu durumda evde huzursuzluk başgösterecektir. Huzursuzluğun baş göstermesi ile de, eğer varsa, çocuklar etkilenecek ve sonuçta bunalımlı bir nesil ortaya çıkacaktır. Bu nesil, belki de Allah'ı tanımayacak derecede dinden, imandan uzak bir nesil olacaktır.

Çünkü kadın, evde devamlı çocukların yanında bulunduğundan dolayı onları daha fazla etkileyecektir. İstikbalde bu çocuklar, mücadeleci bir erkek için büyük bir kayıp ve davasına ağır bir darbe olacaktır. A

yrıca erkek, evde huzurlu bir ortam bulamadığından çalışmalarında başarısız olacak veya en azından istediği seviyeye gelemeyecektir. Birbirlerinin evliyası olması gereken mü'min erkek ve kadınlar, evde bu velayeti oluşturamamışlarsa, dışarıda hiç bir zaman oluşturamazlar; iyiliği emredemez, kötülükten alıkoyamazlar. O halde Kur an'ın emrettiği ölçüler içinde kadını boşamak şart olacaktır.

İkinci şık, mü'min erkek, karısının sözüne uyup davasından ve çalışmalarından vazgeçecektir ki, bu da o erkeğin, fasık olmasına ve dinden uzaklaşmasına neden olacaktır. Son yıllarda bunların birçok örnekleri bulunmaktadır.

"De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin. Allah fasık kavmi hidayete erdirmez." (9 TEVBE, 24)

"Ey iman edenler, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının..." (64 TEĞABUN,14)

Allah yolundan alıkoymak için çalışan her kadın, aynı zamanda kocasının da düşmanıdır. Bu düşmandan sakınmanın ve korunmanın yolu, ondan uzaklaşmaktır. Bunun en iyi yolu da, o kadını boşamaktır. Çünkü, bu tür kadınlar iyi kadınlardan değillerdir. İsyankar kadınlar, eğer düzelmezlerse onları boşamak en ideal yoldur.

"Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve mallarından harcadıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Onun için iyi kadınlar itaatkar olup, Allah'ın, kendilerini korumasına karşılık kendileri de gizliyi korurlar. Dik kafalılık, şirretlik etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarından ayrılın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhinde başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür." (4 NİSA, 34)

Eğer nasihat edilmesine, yataklarından uzaklaşılmasına ve dövülmelerine rağmen, düzelip kendilerine çeki-düzen vermezlerse onları boşanmak en iyi çaredir. Ancak düzelmeleri halinde, aleyhlerinde bir yol aramak yasaklanmıştır.

3- Dünya Hayatını Ve Süsünü Allah'a Tercih Etmek

Kadın olsun erkek olsun kişi; yaratılışın temel gayesi olan Allah'â itaat (kulluk) etmek ve O'nun dini için çalışmakla mükelleftir. Yaratılışlarının şuurunda olanlar, hareketlerinin yönünü ona göre düzenlerler. Ve yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve hakimiyet yalnızca Allah'a ait oluncaya kadar çalışmak, inandığını söyleyen herkesin üzerine düşen bir görev ve sorumluluktur. İşte Kur'ani gerçekler:"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım:" (51 ZARİYAT, 56)

"... Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz..." (1 FATİHA, 4)

"Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını görmektedir." (8 ENFAL, 39) Yaratılış gayesini unutup dünya hayatının süsünü isteyen kadınları (ya da erkekleri) boşamak, her iman eden mücadele erinin yapması gereken bir davranış olmalıdır.

Aksi halde, bu kadınlar ya da erkekler davetçiye ayak bağı olacak ve engel teşkil edeceklerdir. Bu yüzden onlardan boşanmak, kadın iseler mehirlerini verip onları salmak en iyi yoldur."Ey Nebi! eşlerine söyle: 'Eğer siz, dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size müt'a (mehrinizi) vereyim ve sizi güzellikle salayım. Eğer siz, Allah'ı ve ahiret yurdunu istiyorsanız Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük mükafat hazırlamıştır." (33 AHZAB 28-29)

Allah'ın nizamının egemen olması için çalışmayıp dünya hayatını ve süsünü isteyen kadınlar ya da erkekler, Allah'ın nizamının egemen olmasına çalışan davetçilerin önlerinde bir kambur, bir engeldirler. Bu engelin giderilmesi de mü'minler için bir zarurettir. Çünkü yüce Rabb'imiz, dünya hayatını ve süsünü isteyenlerin ahirette nasiblerinin olmadığını bildiriyor. Ahirette nasibi olmayanın, ahirette nasibi olanlarla beraber olması söz konusu olamaz."İşte onlar, ahiret verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azab hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardım edilmez." (2 BAKARA, 86)

"Kimler dünya hayatını ve süsünü isterse onlara oradaki amellerini tam veririz ve onlar orada hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. Ama onlar öyle kimselerdir ki, ahirette onlar için yalnız ateş vardır ve yaptıklarının hepsi orada boşa çıkmıştır. Amelleri hep batıl olmuştur." (11 HUD, 15-16)

"Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun, ahirette bir nasibi olmaz." (42 ŞURA, 20)Dünya hayatını ve süsünü isteyenin, ahiret ekinini isteyenle hiçbir ilgi ve ilişiği olmayacağından, mü'min bir şahsiyetin yapacağı en güzel hareket, dünya süsünü isteyen eşini boşamasıdır. Bu boşamanın nasıl, ne zaman ve ne şekilde olacağını ise İslami esaslar, net bir şekilde ortaya koymuştur.

Selam ve dua ile...

Editör
www.sorularlaislamiyet.com
taha1710
MesajTarih: Cmt Mar 24, 2007 3:51 am    Mesaj konusu:
Bazen düşünüyorum da bu fani dünyada gözü hırs bürüyen insanlar yüzünden inzivaya çekilip te bir daha topluma karışmayayım.Elindeki ile yetinmeyen, sanki hiç ölmüyecekmiş gibi dünyaya sarılan insanlar acaba hiç göçmeyeceklerini mi sanıyorlar. Fani olan hiç bir zaman baki olana değiştirilmemelidir.
Bu hiç bir sorun yokken eşlerini boşayan insanları ise hiç anlamıyorum.Sahte aşk sözcükleriyle ve timsah bakışlarla elin kızını al belli bir süre onunla hayatını paylaş günün birinde sana ihtiyacım yok diye boşamak hangi kitapta hangi dinde var?
taha1710
MesajTarih: Prş Mar 22, 2007 8:34 am    Mesaj konusu: İSLAMDA BOŞANMA
İSLAMDA BOŞANMA (TALAK)

Talak: Boşanmak, evlilik bağını çözmek, evliliğe son vermek yani nikah bağını çözmek demektir.

TALAKIN ŞARTLARI:
1)Kocanın karısını boşamaya ehil olması (Akıl baliğ ve ergen olması)
2)Kadının sahih bir nikahla evlenmiş olması yada boşamaya elverişli şer'i bekleme süresi içinde bulunması
3)Boşanmanın bir söz ile söylenmesi
4)Talak anlamı taşıyan bir söz ile yapılması
5)Talak lafzını kullanırken istisna ile kayıtlanmaması (yani inşallah boşsun veya inşallah boşadım denilirse boşanma olmaz)

RİC'İ TALAK: Kadının iddeti (şeri bekleme süresi)devam ettikce nikahı devam eden ve kocanın karısına dönmeye hakkı olan boşamadır. İddet zamanı geçtikten sonra hasıl olan talakdır. Yani şer'i bekleme süresinin (iddetin) bitmesiyle eşlerin ayrılmaları gerçekleşir. Ric'i talakda kadının iddeti(şer'i bekleme süresi) devam ettikce ve nikahı devam eden kocanın karısına dönmeye hakkı vardır.

BAİN TALAK: Boşanmak için konulmuş olan kelimeleri erkeğin eşine karşı söylemesi ile hasıl olan talakdır. Kinaye ile, şaka ile ve niyetle gerçekleşen ve kadının iddeti devam etsede kocasının dönme hakkı olmayan talaktır. İddet bitmeden ayrılma gerçekleşmiş olur.( babana git, ananın evine git, benden git, kendine koca ara,sen hürsün gibi başka manalardada kullanılan sözü, boşanmak niyeti ile söyleyince bain talak olur. Şart olsun, dilediğini yap sözleri, boşamak manasına kullanılan yerlerde, eşine bu şekilde söyleyince niyet etmesede bain talak olur. Mesela zevcesine; anam, kızım demekle talak olmaz. Fakat, şimdiden sonra kardeşimsin, şimdiden sonra anam ol , şart olsun boşsun, seni bıraktım, istediğin kimseye git, sen boşsun benden, ben seni boşadım diye zevcesine söylerse, boşanmayı niyet etmesede bain talak olur. Bu durumda kadının rızası ve iki şahid ile nikah akdi yenilenmesi gereklidir. Yoksa bain talak olur ve iddet bitmeden ayrılmaları gerçekleşmiş olur. Bain talakda kadının iddeti devam etsede kocasının dönme hakkı olmaz. Ancak kadının rızası ve iki şahidle nikah akdi yenilenmelidir.

ÜÇ TALAK İLE BOŞAMA:Ric'i ve bain talakta ; adet söylemedikçe veya parmak ile işaret edilmedikçe, bir talak vaki olur. Üç veya fazla sayı söylerse, üç talak ile boşamış olur. Üç talak tamamlanıncada boşanma gerçekleşmiş olur. Talakda (kadını boşamada) şahide gerek yoktur. Boşamada kullanılan kelime, manayı ifade de açık oldukca boşanma, niyete ihtiyaç olmadan gerçekleşir. Erkek, eşine Üç kere ben seni boşadım derse nikah büsbütün bozulur. Bu kadını tekrar alabilmek için Hulle gerekir.

HULLE: Kadın başka erkekle nikahlanıp, düğün olup, vaty olup, o erkekde boşayıp ve bundan sonra, tekrar iddet zamanı geçmek demektir. Ancak bundan sonra, birinci kocası ve ancak yeni bir nikah ile tekrar alabilir. Hulle için anlaşmalı nikah caiz değildir.

İDDET (ŞER'İ BEKLEME SÜRESİ: Boşanma ya da ölüm ile meydana gelen ayrılma neticesinde kadının evlenebilmesi için belli bir süre beklemesidir. İddet beklemenin sebebi kadının gebe olmadığını gözlemek içindir.

İddet için 3 sebep vardır.
1) Evlenip cinsel ilişkide bulunmak
2) Evlenip bir odada veya tenha bir yerde başbaşa kalmak
3) Kocanın vefatı

Kadının iddeti 3 şekildedir

1)Üç ay hali (hayız) görmek
2)Üç ay (90 gün) geçirmek
3)Gebe ise doğumu yapmak

Kadının iddeti bitmedikçe başka bir kocaya varamaz. Ona talip olan erkekde, onu nikahlamak için kadının iddetini beklemek zorundadır. İddet halindeki bir kadınla evlenenin her ikiside günahkardır.

Erkeğin Talak Hakkını Başkasına Bırakması 3 Türlü Olur
1)TEFVİD (TEMLİK): Erkeğin eşine boşanma hakkını vermesidir. Erkeğin, zevcesine; kendini sen boşa, dilersen boşsun, işin senin elinde olsun gibi cümlelerden birini söylemesiyle olur. Kendisine boşanma hakkı verilen kadın; erkeğine seni boşadım derse boşanmaz, fakat kendimi boşadım derse boşanma gerçekleşir. Kadın erkeği boşayamaz, kendini boşar. Bu boşamayı yapabilmesi için kadının; erkeğinden boşama hakkını alması veya nikah ederken (ne vakit istersem kendimi senden boşarım ) diye şart koşması ve erkeğinde bu şartı kabul etmesiyle olur. Erkek bu iki durumdada sözünden dönemez, vaz geçemez. Kadın istediği zaman kendini boşayabilir.

2)TEVKİL: Erkeğin; Kadına, kendini boşamak için seni vekil ettim demesidir. Kadın vekil kaldıkça kendini boşayabilir. Erkek vaz geçince, vekillikten karısını azl edebilir.

3)TEMLİK: Boşanmak isteğini, haberini; başkası ile veya yazılı olarak(mektupla) eşine ulaştırmaktır. Kadın, haberi aldığı meclisde kendini boşayabilir.

Sünnete uygun talak şekli: Kadının temiz olduğu zaman da, cima yapmadan önce, bir talak verilir. İddet bitinceye kadar, bir daha verilmez. Üç kere boşamak için, iddet içindeki her 3 temizlikte, birer talak verilir.

TALAK ŞEKİLLERİ:

Sarih (açık,belirgin) talak, Talakı zamana veya şarta bağlamak, Teşbihi talak (benzetmelerle boşanmak), Kinayeli talak (maksadı örtülü, dolaylı anlatma), Yazılı talak, Başka bir dilde talak.

Ric'i talakda; nikah tazelemek gerekmez, mehri arttırmakta gerekmez, şahid tutmayada luzum yoktur. Kadının tekrar rızasını almakda gerekmez. Kadın iddet içinde olduğu müddetçe eşlerden biri vefat ederse, diğeri ona varis olur. İddet içindeyken de karı koca aynı evde kalabilirler. Kocanın dönüşü olmadıkça, sadece aralarında perde bulundururlar.

Bain talakta ise nikah düşer. Yeni nikah gerekir. Üç talak ile boşamada nikah tamamen bozulur. Hulle olmadan geriye dönüş ve nikah olmaz.

Mahkeme kararı ile boşanmada; erkek, hakimi boşama için vekil ilan etmiş olduğundan bain talak olur. Erkek isterse eski eşini tekrar (kadının rızası ve iki şahidle) nikahlayabilir. Fakat erkek mahkeme öncesi veya sonrası eşine 3defa seni boşadım diyerek üç talak ile boşama yaptıysa nikah tamamen bozulur. Yeniden bir araya gelmek için Hulle gerekir.

Diğer türlü hakim kararı ile boşamada tek nikah bağı kopmuş olduğu için tekrar biraraya gelmek istendiğinde nikah yapılır.

İslam, aile yuvasına önem vermekle beraber:, boşanmayı da belli kurallara bağlamıştır. İslam'da, boşanma hakkının alelacele kötüye kullanılmasını önlemek için önlemler alınmıştır. Ancak, ailede durum kötüye gidip düzelmezse ve bir arada yaşamaya imkan kalmamış ise, o zaman boşanma helal kılınmış, fakat bunun da en kötü bir helal olduğu bildirilmiştir. Hadisi şerifte Rasulullâh(as):

"Allah katında en menfur helal (kadın) boşamaktır." (Ahkamul Kur'an, c.2 sh. 110)

"Evlenin ve (ciddi bir sebep olmadıkça) boşanmayın, zira boşanmada arz titrer." (Ebu Davut ibnül-Humam, Fethul Kadir. c.2 sh.22)

"Evlenin, boşanmayın. Çünkü Allah ne zevkine düşkün erkekleri, ne de zevkine düşkün kadınları sevmez." (İbni Adi, Muh-Eha. sh.60)

"Aile geçimsizliği şiddetlenip de ayrılık bir zaruret haline gelmedikçe, bir kadın zevcinden talakını isterse ona cennet kokusu haram olur." (Tecrid c.2 s.376) (Evlilik ve mahremiyetleri, sh.256)

İslamda boşanmaya getirilen bu sınırlamalara rağmen, bir erkek hanımını boşamak isterse belli kurallara uymakla mükellef tutulmuştur.

"Ey nebi, kadınları boşadığınız zaman onları iddetleri içinde (adetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın. Rabb'iniz Allah'tan korkun. (Bekleme süresi dolmadan) onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allah bundan sonra (yeni) bir iş ortaya çıkarır." (65 TALAK, 1)



 

Bize Ulasin    Reklam Verin    Kadromuz   Tavsiye Edin  Site Haritasi

 1: Bingöl  2 Ziyaret 2: Doğu iş rehberi  51 Ziyaret 3: Bingöl İş Rehberi  82 Ziyaret 4: Ajans Doğu  403 Ziyaret

Siteni Ekle




PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.



 

Bingolum.com ©