| Yazar |
Mesaj
|
| umudayelken12 |
Tarih: Prş Ağu 30, 2007 7:37 pm Mesaj konusu: " ANNE, beni tanıdın mı?" |
|
|
 Yeni Üye

|
" ANNE, beni tanıdın mı?"
Beni tanıdın mı?
Hani yağmur yağıyordu bir gün, aniden başlayan bir yağmur, ıslanmış, durağa sığınmıştın da seni taksime almıştım. Sohbet etmiştik havadan sudan, Kürt meselesi falan, parada almamıştım sohbetimiz hesabına; beni tanıdın mı? Sen Mehdi Bakkal beni tanıdın mı? Hani her akşam sigaramı senden alırdım, "Hep aynı saatte bitiriyorsun cigarayi be Hakkı" derdin, eğlenirdin benimle, ha, beni tanıdın mı Mehdi?
Komşular, arkadaşlar, kardeşler beni tanıdınız mı? Dama oynardık kahvede, çoğunuzu yenerdim, az içmedim çayınızı, siz, bizim kahvedekiler, beni tanıdınız mı?...
O gün görüş günüydü, 24 Eylül 1996, Görüş günü cezaevindeki en güzel gündür. Hemde en hüzünlü gün. Önce gelirler, sonra giderler...Ağır bir bulut iner koğuşlara, bir zaman kimse konuşmaz birbiriyle. Ranzalara çekilir, kendi kendimizle kalırız. O gün görüş günüydü...
Anam dolma sarmıştır muhtemel, Erkan Perişan'ın anasıda baklava açacaktı. Her ana oğluna boğazında düğümlenen ne varsa koymuş torbaya getirmiştir.
.......Üstümüze çullandılar her yandan. Coplar havada vınlıyor, kocaman kalasların indiği kafalardan oluk gibi kan fışkırıyordu. Biz orada, o koridora kıstırılmış 34 insan ve yüzlerce asker, polis, gardiyan. Nedendi bilmiyorum, nedendir kimse bilmiyordu, ama her yan kandı, arkadaşlarımı tanıyamıyordum, arkadaşlarıma bakamıyordum…..
........Sonra ayaklarımızdan sürüyerek görüş kabinlerine soktular. Yüzükoyun yere yatırdılar.Beyinlerimiz patlayana kadar vurdular orada. O kan gölünün ortasında isimler duydum, Rıdvan Bulut, Nimet Çakmak, Sabri Gümüş, Erkan Perişan, Mehmet Aslan, Cemal Çam, Ahmet Çelik, Edip Direkçi, ölmüstü, onları sürükleyip dışarı çıkarıp attılar.
Sesler iyice uzaklaştı. Gözlerim görmüyor, kulaklarım duymuyordu. Son gördüğüm çocuklarım, karım, anam, babam oldu, birkaçda arkadas. Ne arıyorlar burada diye düşündüm, ben zindanda değil miyim, onlar nasıl benim yanımda?
Hava hafif rüzgarlıydı. Ağaçlar serçe doluydu cıvıl cıvıl. Ben toprağa uzanmıştım, güneş ısıtıyordu. Anam saçlarımı okşuyordu, ben öyle hissettim. Oğlum Zindan elimden tutup kaldırmaya çalışıyordu, o daha dört yaşında, "Hadi Baba!" diyordu. "Rüzgar var, uçurtma uçuralım...".
Anacığım. Benim, yüzünde hep hüzün asılı anacığım. Benim gözü güzel, sesi güzel, içi güzel anacığım.Koynu sıcak, koynu yumuşak anacığım. Ya sen anacığım, beni tanıdın mı?
Evinin büyük oğlu, "Seni görünce neşem geliyor" dediğin, simdi kana bulanmış saçlarını sevdiğin oğlun…Sana böyle görünmek istemezdim anacığım, bilirsin sana içim dayanmazdı. Sen beyni parçalanmış oğlunu tanıdın mı?
Necla; güzeller güzeli karıcığım, tanıdın mı beni?
Ya Jiyan, ya Nuhat? Peki ya Zindan bebek? Onu zindanda görmüştüm ilk kez, yeni bebek kokusunu camların arkasından hayal etmiştim, burnumu sızlatmıştı, mis gibi...
Siz, beni hiç görmemiş olanlar, tanışamadıklarım, insanlık adına, insanlık ve adalet adına okuyun bu yazdıklarımı. Tanıdıklarıma tanınmaz olmuş bedenime bakın, tanıyın beni.
Diyarbakir E Tipi Cezaevi'nde yardım ve yataklıktan tutuklu Hakki Tekin'im ben.
HAKKI TEKIN'dim….. _________________ Güney Afrika'da Bir Siyah,İsrail'de Bir Filistinli,İspanya'da Bir Anarşist,Türkiye' de bir Kürt, Mutsuz Bir Öğrenci, İş Bulamayan Bir Adam, Ama Her Şeyden Önce CHİAPAS DAĞLARINDA Bir ZAPATİSTAYIM.Yani Ben ÖTEKİYİM!
En son umudayelken12 tarafından Cum Ağu 31, 2007 2:52 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
| mahinur |
Tarih: Prş Ağu 30, 2007 11:01 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye

|
|
| Başa dön |
|
 |
| elfida |
Tarih: Cum Ağu 31, 2007 12:52 am Mesaj konusu: |
|
|
 Forum Yöneticisi
|
[b]çok güzel yaa parmaklarına saglık bunun üzerine bi yorum yapamam....çok güsel bi paylaşım devamını beklıoruzz [/b] _________________ Bilerekmi yanina almadin giderken basinin yastikta biraktigi cukuru... |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|
|
|