Alakuş: “Hesabını Soracağız”

Bingöl Baro Başkanı Abdullah Alakuş, 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Bu gün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü, bu günün anlamına binaen alın teri dökerek emek veren, çoluk çocuğunun rızkını kazanmak için canından olanların hesabını sormak için soracağız” dedi.

Bingöl Baro Başkanı Abdullah Alakuş, 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Alakuş, açıklamasında şunları söyledi:

“Somada maden ocağında yiten 301 canın hesabını sormak için soracağız. Ermenek’te yiten 18 canın hesabını sormak için soracağız. Siirt Eruh’ta göçük altında kalan 6 canın hesabını sormak için soracağız. Şırnak’ta kömür ocağı göçüğünün altında kalan 7 emekçinin hesabını sormak için soracağız. Günlük 20-30 TL ye fındık tarlalarında fındık toplamak için yollarda trafik kazalarına kurban olanların hesabını sormak için soracağız. Makineye kaptırılan kolun hesabını sormak için soracağız. Küçük yaşta çocuk işçi yapılanların hesabını sormak için soracağız. Bu gün biz soracağız, siz hesap vereceksiniz. Tüm bunlar için ne yaptınız. Hangi dava bitti, hangi patron ne kadar ceza aldı. Hangi devlet yetkilisi hakkında ne tür işlemler yaptınız. Evet, bir kez daha soruyoruz. Alın teri dökenler için ne yaptınız. Kendi asli görevlerinizden vazgeçerek taşeron işçiler uygulamasıyla hepsini sermayenin kucağına attınız. Sonradan çıkardığınız yandaş kayırma yasasıyla taşeron işçiliğine bile muhtaç hale getirdiniz.”

Alakuş’un açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“BU ÜLKEDE ÇOCUKLAR 22 YAŞINDA ÖLMÜŞ ONURLU BİR İŞÇİ OLURLAR”

“Bu ülkede çocuklar 14 yaşında işçi, 16 yaşında usta, 18 yaşında direnişçi, 20 yaşında birer kahraman ve 22 yaşında ölmüş birer onurlu işçi olurlar. Bu acıları haykırmak boynumuzun borcudur. Bu acıların hesabını sormakta boynumuzun borcudur. Bu gün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü, bu günün anlamına binaen alın teri dökerek emek veren, çoluk çocuğunun rızkını kazanmak için canından olanların hesabını sormak için soracağız. Bu gün emeğin dayanışmanın kardeşliğin ve sevginin günüdür. Bu gün sömürülen, ötekileştirilen, ekmek parası için canından olan, ucuz çıkarlar için canı hiçe sayılanların omuz omuza, kol kola onurlu bir şekilde yürüdükleri gündür.”

“1 MAYIS ÇALIŞANLARIN HAK TALEPLERİNİ YEREL VE KÜRESEL DÜZEYDE BÜTÜN DÜNYAYA HAYKIRDIKLARI BİR GÜNDÜR”

“Bugün yapılması gereken 1 Mayıs’ın etkileşim alanını genişletmektir. Ve 1 Mayıs denilince aklımıza ırklarından dolayı sömürgeleştirilen göçmenler, cinsiyetlerinden dolayı ucuz işgücü olarak kullanılan kadınlar, her türlü suiistimallere açık çocuklar gelmelidir. Yine 1 Mayıs yalnızca kol gücüyle çalışanların değil daha fazla kazanma hırsıyla hareket eden güçlerin baskısı altında zihinsel yeteneklerini satmak zorunda kalan çalışanların da hatırlandığı bir günün adıdır. Dolayısıyla bugün zihinsel, duygusal veyahut fiziksel emeklerini satmak zorunda kalan bütün Çalışanların hak taleplerini yerel ve küresel düzeyde bütün dünyaya haykırdıkları bir gündür. Bu yönüyle tarihin önemli bir hak arama mücadelesinin sembolü olan 1 Mayıs bütün insanların onuruna yakışır bir dünyada yaşamasının imkânlarını içinde taşıması sebebiyle de evrensel bir gündür.”

“BİRÇOK İŞ YERİNDE ONLARIN EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET ALAMADIKLARI İÇİN HAKLARI ALENEN GASP EDİLMEKTEDİR”

“1 Mayıs işçilerin hak taleplerini itibarsızlaştırmak, gündemden uzak tutmak ve onların mağduriyetlerinin üstünü örtmek amacıyla bu önemli gün bilinçli bir şekilde şiddetle özdeşleştirilmeye çalışılmaktadır. Oysa bütün dünyada bir şölene dönüşen bu kutlamalar aslında üstü örtülmeye çalışılan birçok siyasal, sosyal ve ekonomik taleplerin açığa vurulduğu günlerden biri olmaktadır. Bugün sömürgecilik yenidünya düzenine uygun olarak tekrardan şekillendirilmektedir. Çünkü dünyanın birçok geri kalmış bölgeleri işgücünün en ucuz bir şekilde temin edildiği yerlerin başında gelmektedir. Uluslararası alanda iş yapan çok uluslu şirketler fabrikalarının birçoğunu çalışanların sosyal güvence ve birçok özlük haklarının olmadığı yerlerde kurmaları tesadüf değildir. Yine başta bu bölgeler olmak üzere birçok gelişmiş ülkede kadınlar ve çocuklar emek sömürüsüne en çok maruz kalanların başında gelmektedirler. Birçok iş yerinde onların eşit işe eşit ücret alamadıkları için hakları alenen gasp edilmektedir. Günde birkaç dolara ağır işlerde çalıştırılanların günbegün basına yansıyan dramları bunu kanıtlamaktadır. Son zamanlarda özellikle orta doğu coğrafyasında yaşanan küresel savaşlar nedeniyle yerinden yurtlarından edilen göçmenlerinde bu karteller için ucuz ve sorunsuz iş gücü olduğu unutulmamalıdır.”

“BU SİSTEMLE DÜNYADA İKİ SINIF OLUŞTURULMAKTADIR: EZENLER VE EZİLENLER”

“Sınıfların kaldırılması için insanoğlunun tarih boyunca verdiği mücadele sonucunda elde edilen kazanımları, bu gün itibariyle sermayenin kirli oyunları sonucu yok edilmektedir. Haklar bağlamında, daha adil daha özgürlükçü bir dünya düzenine doğru gidilirken bugün geldiğimiz noktada bütün dünya genelinde daha baskıcı daha totaliter ve toplumun iyice kutuplaştığı faşist bir dünya düzenine doğru gitmekteyiz. Bu sistemle dünyada iki sınıf oluşturulmaktadır. Ezenler ve Ezilenler. Bu iki sınıf her ülkede oluşmaktadır. Artık ezenlerin ne ülkesi, ne dini, ne dili ve ne de ırkı fark etmektedir. Bu sınıf daha fazla kazanmak amacıyla yeri geldiğinde kendi sınıfıyla (Ezenler) bir olmakta, yeri geldiğinde, kendi sınıfıyla karşılıklı mücadeleye girmektedir. Her halükarda bu çatışmalar sonucunda toplumun tabanını oluşturan Ezilenler sınıfı daha da ezilmekte ve giderek daha da yoksullaşmaktadır. Dünyanın bütün ülkelerinde Ezilenler sınıfı aynı dili konuşmaktadır: yoksulluk, açlık ve sefalet. Bu sınıf sermayenin (Ezenlerin) ortak dili olan daha çok kazanma arzusuna kurban edilmektedir. Hâlbuki sevgiyle üreten, emek veren bu sınıfın bilinçlenmesi, rahata ermesi, kendi tahtlarını sallayacağı için sermaye sınıfı tarafından bilinçli olarak engellenmekte ve tüm dünya üzerinde bilinçli olarak kargaşa ve savaş çıkarılmaktadır.”

“NÜFUSUNUN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU AÇLIKLA VEYA SAVAŞLARLA BOĞUŞMAKTADIR”

“Bu gün dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu açlıkla veya savaşlarla boğuşmaktadır. Bu durum Ezenlerin ezilen halkı daha rahat yönetmesi demektir. Bu bakış açısıyla dünya üzerinde asla açlık ve yoksulluk bitmeyecek ve insanoğlu geçim derdi dediğimiz şeyin daha çok peşine düşerek Ezen sınıfın giderek daha çok güçlenmesine yol açacaktır.

Rıfat Ilgaz’ın Körüz Biz şiirinde söylediği gibi;

‘Ayakaltında ezile dursun karınca sürüleri,

Ezenlerle bir olmuş yaşıyoruz ne güzel,

Çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi.

Sömürünün olmadığı, emeğin karşılığının verildiği, daha adil bir dünya düzeninde buluşmak ümidiyle 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutlar saygılar sunarız.” Çapakçur Gaz.