ATK, Lastiği Hatalı Buldu

ATK, Bingöl-Diyarbakır yolunda özel harekât polislerini taşıyan zırhlı midibüsün köy minibüsüne çarpması sonucu biri çocuk 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 18 kişinin de yaralandığı olayda, zırhlı aracın sürücüsünü değil lastiği kusurlu buldu.
Diyarbakır-Bingöl Karayolu’nda, 19 Haziran 2017’de Lice’deki operasyondan dönen özel harekât polislerini taşıyan zırhlı midibüsün sürücüsü polis B.K., hız nedeniyle tekerin patlaması sonucunda aracın kontrolünü kaybederek karşı şeritte seyir halinde olan minibüsün sol ön kısmına çarptı. Her iki araç çarpmanın etkisiyle yolun kenarına savurulurken, olayda köylüleri taşıyan minibüsün sürücüsü Remzi Menteşe (36), Zilan Yamankılıç  (10) olay yerinde, İlhan Ayaş (37) ise tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 20 Haziran 2017’de yaşamlarını yitirdi. Olayda yaralanan 11’i sivil 6’sı polis olmak üzere toplam 18 kişi hastanelerdeki tedavilerinin ardından taburcu edilmişti.
JANDARMAYA GÖRE SÜRÜCÜ İHLALİ
Olay yerine giden Jandarma’nın hazırladığı Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda olay yerinde yapılan inceleme ve ölçümler sonucunda zırhlı aracın sürücüsünün “teknik arıza” (Teker patlaması) sonucunda aracın hâkimiyetini kaybederek karşı şeride geçmesiyle olayın yaşandığı ileri sürüldü. Tutanakta, zırhlı aracın sürücüsü B.K.’nin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda  (KTK) belirtilen kusurlardan 52/1-b “Aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine göre görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” kuralını ihlal ettiği, Remzi Menteşe’nin herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı iddia edildi.
MÜŞTEKİ OLARAK İFADESİ ALINDI ADLİ KONTROL İLE BIRAKILDI 
Zırhlı aracın sürücüsü B.K.’nin tedavi gördükten sonra 23 Haziran günü, Mermer Jandarma Komutanlığı’nda şüpheli olması beklenirken müşteki olarak ifadesi alındı. Ancak savcılık, polis B.K.’nin ifadesini şüpheli sıfatıyla alarak adli kontrol şartıyla serbest bırakılması talebiyle, Diyarbakır Nöbetçi 1’inci Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk etti. Hâkimlik, suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin büyük oranda toplanmış olması, bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin uygun olacağını ileri sürerek, B.K. hakkındaki soruşturma tamamlanıncaya kadar hakkında her türlü taşıtı kullanmamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.
6,5 TONLUK ARAÇ 5 TONLUK ZIRH İLE KAPLI
Şüpheli B.K., jandarma, savcılık ve hâkimlikte verdiği ifadelerinde olayda herhangi bir kusurunun olmadığını savunarak, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmaksızın serbest bırakılmasını istedi. B.K. savcılıktaki ifadesinde Lice ilçesindeki Yaprak köyünde yapılan operasyonda görevli olan özel harekat polislerini araçla Diyarbakır’a getirdiğini, 70 kilometre hız ile seyir halinde olduğu yolda bir anda aracının tekerleğinin patladığını belirterek, “Ben o an tekerin patladığını anlamadım.  Arkadaşlara ‘sıkı tutunun’ diye bağırdım. Ben direksiyonu sağa doğru kırsam da araç kendini sola doğru attı. Frene bastım ancak aracı kontrol imkânım olmadı. Maalesef söz konusu kaza meydana geldi. Bu araçlar normalde yaklaşık 6,5 tondur. Ancak benim kullandığım araç zırhlı olduğu için yaklaşık 11,5 tondur. Aracın tekerinin patlamasının neden kaynaklandığını bilmiyorum. Bu tekerleğin bu ağırlıktaki araca uygun olup olmadığını bilmiyorum. Ancak araç durmadan çalışıyordu. Ben tekerin bu yoğun tempoya dayanmadığını düşünüyorum. Kazanın oluşumunda benim herhangi bir kusurumun olmadığını düşünüyorum” dedi.
ANNESİ BERİTAN’IN CANSIZ BEDENİ BAŞINDA BEKLEMİŞ 
Olayda eşi yaralı olarak kurtulan ve 10 yaşındaki kızı Zilan Yamankılıç’ı kaybeden Bayram Yamankılıç’ın jandarmada “müşteki” olarak ifadesinde olay günü kızı ve eşinin Lice’ye geldiğini belirterek, “Kazanın olduğunu ben telefondan ismini bilmediğim bir kişi tarafından öğrendim. Beni arayan kişi eşimin ve kızımın kazada yaralandığını söyledi. Ben de olayı duyar duymaz kaza yerine geldim. Kaza yerine geldiğimde kızım ve eşimin yerde olduğunu gördüm. Kazanın sorumlularından şikâyetçi ve davacıyım” dedi. Olayda hayati tehlikesi olmayan şekilde yaralanan, tedavi olduktan sonra taburcu edilen Tıp Fakültesi öğrencisi Kübra Etgül ifadesinde olay sırasında minibüsün içinde uyuduğu için kaza anını görmediğini söyleyerek, “Sadece araç ile menfeze düştüğümüzü gördüm. Kendime geldiğimde araç içerisinde bulunan yolcular üst üste düşmüşlerdi. Araç içerisinde tek hareket eden bendim ve araçtakilere yardım ettim. Beni aracın arka tarafından jandarma personeli çıkarttı. Ben tıp öğrencisi olduğum için olay yerindeki insanlara yardım ettim. Sonra da 112 Acil Servis olay yerine geldi. Kimseden şikâyetçi değilim” şeklinde ifade verdi.
TRAFİK BİLİRKİŞİSİ, ŞÜPHELİYİ ‘TAM KUSURLU’ GÖRDÜ 
Soruşturmayı yürüten savcının olayda kusur durumunun tespiti için görevlendirdiği trafik bilirkişinin hazırladığı “Trafik Kazası Bilirkişi Raporunda” zırhlı polis aracının sürücüsü B.K.’nin aşırı hız nedeniyle olayın meydana geldiğini belirtti. Bilirkişi, araçtaki kamera kayıtlarının incelenmesinde aracın 1 kilometreyi 33 saniyede kat ettiği ve bunun saatte 119 kilometre hıza denk geldiği tespitinde bulunarak,  aracın lastiğinin patlamasından kaza yaptığı ana kadar orta refüjü geçmesi de dahil olmak üzere aracın hızının hiç kesilmediğini belirtti. Olayda teknik kusurdan söz edilse de lastiğin patlamasının doğrudan kaza sebebi olmayacağını ifade eden bilirkişi, “Çünkü patlayan lastiğe rağmen aracın sürücüsü taşıtın hızını azaltarak ya da gerekli tedbirleri alarak kazayı önleyebilirdi. Önemli olan kazadan önce meydana gelen teknik arızanın zamanında sürücü tarafından giderilme imkânı olmasına rağmen ‘bakım ve gözetim ihmali’  sonucu olup olmadığının tespitidir” dedi. Bilirkişi, polis B.K.’nin Karayolları Trafik Kanunu’nun  (KTK) 51 ve 52’nci maddelerinde belirtilen “hız ve aracın trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymamak” maddelerine aykırı hareket ettiği ve bu nedenle 8/8 kusurlu (tam kusurlu)  olduğu yönünde görüş bildirdi. Remzi Menteşe’nin olayda bir kusurunun bulunmadığına karar verdi.
ATK KUSURU LASTİKTE BULDU, DAVA DÜŞEBİLİR
Tarafların bilirkişi raporuna yaptığı itiraz üzerine yeniden rapor aldırılması için dosya Adli Tıp Kurumu (ATK) Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’na gönderdi. Trafik İhtisas Dairesi Başkanı M. Faruk Balcı ile biri profesör ve mühendisten oluşan heyetin hazırladığı 29 Mart 2018 tarihli raporda, “Trafik Kazası Tespit Tutanağı” ve trafik bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin aksine tespitte bulundu. ATK, dosya kapsamındaki ifadeler ve tespit edilen diğer tüm veriler incelenip durum değerlendirmesi yapıldığında kazanın tamamen “teknik bir arıza (Tekerleğin patlaması)” sonucunda meydana geldiği, olayda her iki sürücünün de hatalı bir tutum ve davranışı olmadığı şeklinde rapor düzenledi.
ATK raporu bölümünde şu tespitlerde bulundu: “A- Müteveffa (ölen) sürücü Remzi Menteşe’nin kusursuz olduğuna.  B- Sürücü B.K.’nin kusursuz olduğuna. C- Teknik arıza mahiyetinde bir husus olan lastik patlamasının olayın oluşu üzerine yüzde 100 oranına etkili olduğuna oy birliğiyle karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur.”
Mağdur ailelerin avukatları rapora karşı Adli Tıp Genel Kurulu’na itiraz etti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığın olayla ilgili yürüttüğü soruşturma devam ederken, savcılık ATK’nin raporu doğrultusunda sanık polis hakkında takipsizlik kararı verebilir ya da raporu dikkate almayarak iddianame hazırlayabilir.
TAZİYESİNE GELEN 5 AKRABASINI DA ZIRHLI ARAÇ ÖLDÜRMÜŞTÜ
Olayda ölen aracın sürücüsü Remzi Menteşe’nin taziyesi için 20 Haziran günü Lice’den Diyarbakır’a giden akrabaları Mahmut Öner (74), Mevlüt Dağtaş (64), Abdülhamit Dağtaş (63), Fikri Demirbaş (53) ve Zeynep Demirbaş’ın (76) bulunduğu otomobil de, Lice’nin Fis mevkiinde Ejder tipi zırhlı aracın çarpması sonucunda yaşamlarını yitirmişti. ATK bu olayda da ölen özel arabanın sürücüsü Fikri Demirbaş’ı “yüzde 100 kusurlu”,  zırhlı aracın sürücüsünün ise “kusursuz” olduğuna ilişkin rapor hazırlamıştı.MA